| | Üretsiz Blog oluştur

TÜRKİYE CANIM FEDA


Get your own Chat Box! Go Large!

RAP ŞARKI

-----YÖNETİM KADROMUZ-----

ADMİN:SALİH
YÖNETİCİ:SEVGÜL(barbie)
YARDIMCI YÖNETİCİ:AHMET TAN

-----YÖNETİM KADROMUZ-----

deneme

http://www.reklamyayinla.com/idevaffiliate.php?id=4931

SPOR FIKRALARI

Fanatik
Bir futbol fanatiği adam birgün arkadaşının yanına gider. Arkadaşı ise ölüm döşeğinde azraille boğuşuyor. Adam perişan arkadaşına der:
-Bana bir iyilik yap ve öbür tarafa gittiğinde orda da futbol var mı yok mu diye haber ver. Arkadaşı tamam der. Adam öldükten iki hafta sonra fanatik arkadaşını odasında ziyaret eder. Adam arkadaşının hayaletini görünce şaşkınlıkla kalkar. Ölü arkadaşı : -Sana bir iyi bir de kötü haberim var, ilk önce hangisini söyleyim? der.
Arkadaşı :
-"İyi haberden başla".
-"İyi haber her Çarsamba arkadaşlarla maç yapıyoruz. Kötü haber ise, bu Çarsamba kalede sensin varsın!"

   zidane-fener
Bir gün Real Madrid, Fenerbahçe'yle maç yapmak için Istanbul'a gelecekmiş. Binmişler uçağa, Real Madrid'li oyuncular çok üzgün. Zidane kaptan olarak sormuş tabi
- Ne o çocuklar yüzünüzden düşen bin parça?
Raul demiş ki:
- Ya abi fenerle oynamayı hiç istemiyoz.
Stata gelmişler. Hala millet surat yapıyor. Zidane arkadaşlarina;
- Siz gidin İstanbul'u gezin, ben Fenerbahçe'yle tek basima maç yaparım. demiş. Bunu duyan arkadaşlari sevinçten havalara uçmuşlar. Hemen dalmışlar İstanbul gecelerine. Maç başlamış. Devre arası Real Madrid'li futbolcular stata gelmişler ve skorboarda bakmislar Real Madrid 1:0 önde. Demişler bi Laila yapalım gelelim bari. Maçın sonunda geri gelmişler. Bi bakmışlar skor 1:1. Gitmişler soyunma odasına Zidane'yi kutlamaya, ancak Zidane almış başını iki elinin arasına ağlıyor. - Niye ağlıyorsun, sen bütün takıma karşı tek başına oynadın ve maç berabere bitti. Bu mükemmel bi şey.
Zidane cevap vermiş;
- Eğer maçın 60. dakikasında kırmızı kart görmeseydim, farka gidecektim. Ben ona üzülüyorum.

   atla o zaman
bir adam çıkmış apartmanın tepesine atlicam demiş adam polis aileni düşün atlama demiş adam ailem yok anneni babnı düşün atlama annem ve babam öldü 3 polis gel bu hafta fb-bjk maçı war atlama izleyelim demiş adam ben galatasaraylıyım demiş 4 polis atla lan o zmn demiş
6-0
6-0 biten galatasaray fenerbahçe maçından sonra gs li arif tanınmamak için yaşlı bir adam kılığına girer ve bır cafe ye gider. Cafe de yanına yaşlı bır bayan yanaşır ve : -"naber Arif" der. Bunun uzerıne arif delirir nasıl tanıdı bu kadın beni diye düşünüp durur. Ertesi gün yine aynı cafede aynı kadın yanaşır arifin yanına yine -"naber arif" der. 3.gün arif cok değişik bır kılıkta gider cafeye ve yine aynı kadın yanaşır ve yine -"naber arif" der. Arif dayanamayıp sorar nerden tanıyosun beni diye. Yaşlı teyze : -"olum ben bülent len" der

KARADENİZ FIKRALARI


Temel birgün otobanda gidiyormuş derken arabası arıza yapmış.Otostop çekmiş ve önünde bir ferrari durmuş.Gece tabi ki bizim hacı muratı bağlamışlar ferrarinin arkasına. İp gözükmüyor. Binmeden önce Temel konuşmuş:
-Aman abi yüzü geçmeyelim benim arabanın boyası dökülüyor da , demiş.Tamam demiş adam koyulmuşlar yola iyi güzel giderken bizimkilerin yanından bir porje fişek gibi geçmesinmi adamın aklı başından gitmiş ibre çıkmış 250-300 gidiyorlar başabaş bu sırada helikopterle tespit yapan görevliler rapor veriyor:
-Ferrariyle porje kapışıyor, arkadan hacı murat sellektör yakıyor.
FİZİK DERSİ
Temel, idris ve Dursun fizik dersindeler. Hoca sozlu yapmak icin Dursun'u kaldirmis.
- Kalk bakalim Dursun. Sicak bir gunde arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin?
- Cami acarim, hocam.
Hoca atlamis;
- Hah iste, o camdan giren ruzgarin ivmesi nedir?
Dursun'da yanit yok tabii. Oylece kalakalmis. Sifirini almis oturmus. Bu arada Temel fizikcinin lazlara gicik oldugunu bildiginden sira kendine gelecek diye korkmaya baslamis. Hoca bu kez,
- Sen kalk bakalim, idris. deyince Temel iyice sinmis. Hoca,
- Soyle bakalim idris. Sicak birgun ve arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin?
- Ceketimi cikaririm, hocam.
- Daha sicak oldu.
- Cami acarim, hocam.
- Hah iste, o camdan giren ruzgarin ivmesi nedir?
Idris de yanit verememis ve sifiri alip oturmus. Temel'i iyice bir telas almis. Hoca Temel'e donup,
- Temel, kalk bakalim. Sicak birgun ve arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin?
- Ceketimi cikaririm, hocam.
- Daha sicak oldu.
- Gomlegimi cikaririm, hocam.
- Daha da sicak oldu.
- Pantolonumu cikaririm, hocam.
- Oglum cok sicak oldu.
- Atletimi cikaririm, hocam.
- Oglum yaniyorsun sicaktan.
- Donumu cikaririm, hocam.
- Evladim, ter icinde kaldin.
- Herseyimi cikaririm, hocam.
- Sicak imanini gevretiyo yahu...
- Hocam, bosuna ugrasmayın açmam o camı...
--Temel Otelde--
Temel birgün otelin birine gitmiş.Otel sahibi Temel'i odaya kadar çıkarmış.Tam kapıyı kapatacakken Temel adama
-Odama bir orospu gönder!.demiş
Adam şaşkın şaşkın aşağıya inerken eşi neden böyle şaşkın olduğunu sormuş.Adam eşine;
-45 numaradaki adam bir orospu istedi.demiş
İyice sinirlenen kadın adama
-Çabuk git ve o adamı anasından doğduğuna pişman et.Otelimizden kov!demiş.
Adam kadına Ben bunu yapamam demiş.
Daha da sinirlenen kadın sinirli bir şekilde kendisi çıkmış odaya.
1 saat geçtikten sonra Temel üstü başı yırtık bir şekilde resepsiyona inmiş ve adama
-Ne biçim orospu göndermişsin yahu..S.kene kadar canım çıktı!
Bir araba dil döktüm!... :-)
Uyarı

Temel hergün işten geldiğinde karısı Fadimeyle sevişiyormuş.Bundan çok zevk alan Temel'e karısı Fadime birgün
-Temel ben hiç zevk alamıyorum ilk önce uyarılmam gerek!..
demiş.Bunu duyan Temel'in kafası iyice bozulmuş.
Daha sonra sevişmeden yatmışlar.Sabah olmuş.Temel tam işe gidecekken karısı Fadimeye aynen şöyle demiş.
-Bak Fadime...Seni uyarıyorum...Akşama seni sikecem daha sonra uyarmadı deme....
KARPUZ TASIMA SANATI
Uluslararası jüri erleri test ediyormuş.Ingiliz ere sormuşlar:
- "Bir seferde kaç karpuz tasirsin?"
- "İki" demiş İngiliz.
- "Nasıl?"
- "Bir sag elime, bir de sol elime alırım", demiş.
Sira Fransız ere gelmiş:
- "Sen kaç tane taşıyabilirsin?"
- "Dört", demiş Fransız. "Bir sağ elime, bir sol elime, bir sağ koltuğuma, bir de sol koltuğuma."
Üçüncü olarak Japona sormuşlar:
- "Sen ne diyorsun?"
- "Beş tane taşırım demiş Japon."
-"Nasıl?" demiş jüri.
- "Bir sağ elime, bir sol elime, bir sağ koltuğuma, bir sol koltuğuma etti dört. Bir de önüme takarım, eder beş!"
Cevabi çok beğenen jüri TEMEL'e dönmüş:
- "Eeee? Sen de konuş bakalım."
Kendi düşündüğü cevabin Japon tarafından verildiğine çok sinirlenen Temel haykırmış:
- "Dokuuuzz."
- "NASSIL?" diye herkes hayretle Temel'e bakmış.
- "Bir sag elime, bir sol elime, bir sağ koltuğuma, bir sol koltuğuma, etti mi dört? Japonu da önüme takarım eder dokuz" demiş.
AT YARIŞI :))
Temel birgün atyarışı oynamaya karar verir iyi tahminde bulunan birinden yardım ister hangi sayıya oynayayım der oda yaşın kaç diye sorar temel 45 der 4 le 5 e oyna der temel oynar ve kazanır ertesi gün tekrar gider yeniden sorar oda kaç yıllık evlisin der temelde17 der iyi 1 ile 7 ye oyna der temel yine kazanır.

Bu seferde temel kazandığı bütün para ve elinde ne var neyoksa herşeyi koyar, hangi atlara oynayım der oda cinsel organın kaç cm der oda 25 cevabını verir iyi der 2 ile 5 e oyna temel oynar. Ertesi gün temeli görmeye giderler temel çok üzgündür ne olduğunu sorarlar temelde gururuma yenik düştüm 13 kazandı der

Laz ve arkadaşı sinemaya gitmişler. Filmin bir yerinde bir at-yarısı sahnesi varmış. Tam yarış başlayacakken arkadaşı Lazin kulağına eğilip :
-Gel iddiaya girelim. Ben derim ki yarısı beş numaralı at kazanacak.
-Peki girelim.Ardından yarış başlamış ve hakikaten beş numaralı at yarışı kazanmış. Filmden sonra dışarı çıkan Laz ve arkadaşı konuşurlarken, arkadaşı Laza:
-Ulan ben sana oyun oynadım. Benim bu filmi ikinci görüşüm, beş numaralı atin yarisi kazanacağını biliyordum.
-Benim de bu filmi ikinci görüşüm ama nerden bileyim ayni atin üst üste iki kere yarışı kazanacağını?
Temel ve Sevgilileri
Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri doktor, biri de santralcidir.
Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadasi sorar "Niye ögretmen de diğerleri degil?" diye. Temel de ona döner:
-Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "su an mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Hadi bir daha tekrarliyalim...
PARAŞÜTÇÜ
Temel Nato da havaci olarak askerligini yapiyormus. Komutan askerlere parasütle nasil atlanacagini ögretmis.
- "Uçaktan atlayinca birinci ipi çekeceksiniz. Parasüt açilmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açilmadi, o zaman Meryem Ana ya dua edeceksiniz."
Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker parasüt açilmaz, ikinci ipi çeker yine açilmaz. O sırada yere yavas yavas süzülen komutaninin yanindan geçerken sorar:
- "Komutanim, komutanim.. O karinin adi neydi ?"
BANKA SOYGUNU
Temel ile Dursun Amerika da yasarlarken paraları bitmiş ve bir banka soymayı kafalarına koymuşlar. Gece yarısı olmuş, Dursun ve Temel kapıları açıp içeride kasaları aramaya koyulmuşlar. Temel bir kasa görmüş, açmışlar ve içinden bir kase muhallebi çıkmış. E bu kadar uğraştık boşa gitmesin demişler ve bunu Temel afiyetle yemiş. Daha sonra bir kasa daha görmüşler ve onu da açmışlar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemiş. Tabii ikisi de sasırmış koca bankada nasıl para olmaz diye ve orayı terk etmişler. Ertesi gün gazetelerde manşet : "Dünyanın en büyük Sperm Bankası soyuldu!..
INTIHAR
Dursun birgün ormanda gidiyormus. Temeli bir agaca belinden bagli sekilde bulmus. "Napiyosun Temel" demis Dursun; Temel de "Intihar ediyorum" demis.
Dursun "Benim bildigim öyle intihar edilmez; o ipi beline diil boynuna bagliyacaksin" demis. Temel de: onu da denedim; az daha boguluyodum...
KARISININ AŞIĞI
Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber vermeden erken dönünce karisini evde baska bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde tasidigi tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami alninin ortasindan vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken, karisi haykirarak üzerine atlar:
- Dur Temel im, kiyma kendine!..
Temel, sinirden titreyerek haykirir:
- Sus kaltak, sira sana da gelecek!.
TEMELIN ARABASI
Temel Dursun a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köseye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasını aldım.
Dursun : iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı.
2 KATLI OTOBUS

Bir gün Temel le Dursun 2 katli otobüsle yolculuk ediyomus. Temel cep telefonunu çikartip alt kattaki Dursun u aramis.
- Orada havalar nasil Dursun kardesim?
- Bizim söför uyumus otobüs kendi kendine gidiyo valla Temel cigim...
- O dabirsey mi Dursun? Bizim katta söför bile yok. Otobüs kendi kendine gidiyo...
TATBIKAT
Temel ile Dursun bir gün parasüt tatbikatina katilmislar. Diger paraşütçüler gibi onlarinda uçaktan atlama siralari gelmis ve kendilerini bosluga salıvermisler. Temel in paraşütü açilmis ancak Dursun un ki açilmamis.
Dursun Temel e :
- Ula Temel bu meret açılmayi da!..
Temel :
- Ula Tursin yardimci parasüti aç usagum!..
Dursun yardimci parasütü açmaya çalismis fakat o da açılmamis ve Dursun Temel e :
- Ula Temel bu merette açilmayi.
Temel :
- Bos ver usagum nasul olsa tatbikattayiz...
Savaşta Lazlar düşmana el bombası atıyorlarmış.
Düşmanda bu bombaların pimlerini çekerek gerisingeri Lazlara atıyorlarmış.
Cemal iki tane piyango bileti almis. Temel karşı çikmis,
- Manyak Cemal, Niye içi tane altın? Buyuk ikramiye bi tane.
TRAMPLEN
Temel izmir'de efes Otel'e gitmis. "Yüzme havuzuna cittim, peni attılar" demiş. Nedeni sorulunca,
- Havuza isedum, demiş.
- Amaan herkes işiyor, seni niye kovdilar, denince Temel söyle cevap vermiş"
- Tramplenden isedum.
NISANLILIK
Ikiside yetmiş yaşlarında olan Temel ile Fadime kendilerini bildi bileli nişanlıymışlar.
- Artik evlenmeliyuz, demis Fadime.
- Amaan, kim alayı bizi bu yastan sonra, diye cevap vermiş Temel.
Temelin esi evden kaçar,Temel Çok kızar ve gider kendine yeni bir es bulur.
Daha sonra gazeteye ilan verir,yeni eş aldığımdan eskisi hukuksuzdur.
BENZERLIK
Temel bi gun kasketini evde unutup kahveye gitmiş. Cemal temeli görür görmez acik başını sıvazlamış ve:
- Hayrettur, senin pasun karimin popsuna penziy, demiş.
Temel'de basini ilk kez yokluyor gibi sivazlamis,
- Ula Cemal haklisun. Tam tamina penziy...
Lazlar yeni bir paraşüt icat etmişler: Yere çarpınca açılıyormuş....
İPİ GEVŞETUN
Temel bir gün idama mahkum olmuş.''Son bir dileğin varmı''
diye sormuşlar. ''yok'' demiş. İpi kafaya geçirmişler ve sandalyeye vurmuşlar. Temel ''uy uy'' diye bağırmaya başlamış. Bir dileği var diye asmayı bırakmışlar.Temel demiş ki
''son pir tileğim var ipi gevşetun!"
EV YANDİ !!
Temel Askere gidiyor . Askerden döndügünde yolda Dursunu görüyorr.
- Temel : Dursun Babam neriyedu?
- Dursun: Temel Baban Öldüü.
- Temel : vah vahhh. Mezari neerde?
- Dursun: Tabutla götürürlerken suya düstü kayboldu
- Temel:Annem nerde peki Dursun?
- Dursun: Annende babamin ölümünden sonra hep agliya agliya öldü
- Temel: ula Dursun desene söndü ocagim
- Dursun: Yok ben giderken hala eviniz yaniyordu.
SÜMERBANK
Temel uçakla Amarika’dan dönüyormuş. Temel’i ajanlar karşılamışlar.
Ajan ceketini açıp:-FBI, demiş.
Temel de ceketini açıp:-Sümerbank, demiş.
Temel biyolojiden bitirme ödevini pireler hakında vermektedir.Verdiği rapor aynen şöyledir.
Deney 1: -Pireden bir bacak koparıldı- Zıpla dendiğinde zıpladı.
Deney 2: -Pireden bir bacak koparıldı- Zıpla dendiğinde zıpladı.
Deney 3: -Pireden bir bacak koparıldı- Zıpla dendiğinde zıpladı.
Deney 4: -Pirenin son bacağı koparıldı- Zıpla dendiğinde zıplamadı!
Sonuç: Dört bacağı da koparılan pire duyamıyor!
ASKERİ HEYET :)
Bir Turk askeri heyeti Amerika'ya davet edilmis, kendilerine oradaki askeri tesisler ve modern silahlar tanitilmis. Son gittikleri askeri uste Amerikali yetkililer bizim subaylara lazerli silahlari anlatmis:-Bu gördüğünüz lazer dürbünüdür. Bu ise lazerlerle hedefini bulan son model fuze sistemimiz. Şu ise önümüzdeki yıl silah piyasasina girecek olan lazerli top...
Heyette yer alan Karadeniz kokenli bir subay mudahale etmis:-Lazerli top bizde de var...
-Nasil olur demiş Amerikali yetkili, bu top henüz bizim ordumuzda bile hizmete girmedi. Sizde nasil olur?
Vardi yoktu derken bizimkiler lazerli topu gormeleri icin Amerikalilari Turkiye'ye davet etmis. Kisa sure sonra bir Amerikan heyeti Ankara'ya gelmis. Turkiye'de lazerli top bulundugunu iddia eden subayimiz, Amerikalilari almis Topcu Okulu'na goturmus. Basinda bir nobetcinin bekledigi birinci dunya savasi'ndan kalma topu gostermis.
-Iste lazerli top... Amerikalilar gülmüs,
-Topu gördük de, demisler, lazer nerede?
-Hemen yaninda, demiş bizimki, topun yaninda nobet tutan er, lazdir...
TEMEL YAZAR OLDİ :)
Temel yazar olmak istiyormuş. Buna "İyi bir yazar olabilmen için içinde aşk, intikam, dehşet ve felsefe olan bir roman yaz!"demişler. Temel eve kapanmış. İki yıl sonra saç baş dağılmış vaziyette yaklaşık yediyüz sayfalık bir roman yazmış.
Romanın adını sormuşlar: ''Klopatra'yı kim vurdu?'' demiş.
Demişler ki:''İyi hoş, bunda her şey var da felsefe, derinlik, sufilikle ilgili birşey yazmamışsın!" Bunun üzerine Temel gene eve kapanmış. Bir iki yıl Temel'den gene ses yok.
Uzun zaman sonra saçı başı dağınık vaziyette, bu sefer bin sayfalık kalın bir roman yazmış. Adını sormuşlar: ''Allah Allah Klopatra' yı kim vurdu? demiş.
TEMEL ALIŞVERİŞTE :)
Temel ile Dursun birgün bir alışveriş merkezine gitmişler.
Alışverişleri bitmiş, kasaya doğru giderlerken Temel birşey unuttuğunu söyleyerek geri dönmüş. Birkaç dakika sonra Temel elinde 5 koli dolusu Orkid alarak gelmiş.
Dursun sormuş: "Haçan napacasun pu orkidleri?" Temel:
-Bununla denize cirebilisün, atlayıp zıplayabilüsün, pisiklete pinebilisun..."
İLK DENEYİM
Temel ile Dursun ilk cinsel deneyimlerini yaşamak için 2 Rus bayanla tanışıyorlar. Beraber otele gidiyorlar.
Bayanlardan biri Temel'e dönerek "bizim meslekte de bazı kurallar vardır. Prezervatif takmadan yapmam!
Biliyorsundur hamile mamile kalırım" der. Temel de kabul eder ve işi bitirirler. Üç ay sonra Temel Dursun'un evine gider ve şöyle der: "ula Dursun, karular hamüle kalursa kalsun, sıkuldum artuk çıkaracağum bu prazervatufu"
Amerika ile Sovyetler arasında meşhur füze bunalımı günleri. Kruşçef, Küba 'ya gelecekmiş. Kübalılar toplanmışlar, bir jest yapacaklar. Ülkenin en iyi ressamını çağırmışlar. Bir tablo yap adı da "Kruşçef Küba 'da" olsun demişler. Ressam itiraz etmiş:
- Ben adamı görmedim bile. Nasıl yaparım "Kruşçef Küba 'da" diye atmasyon bir resim, demiş.
Tesadüf bu ya, bizim Temel puro almaya Havana 'ya gelmiş o günlerde. Olayı duymuş.
Ben sizin istediğiniz tabloyu bir sandık puro karşılığında yaparım. Kübalılar bu işi ucuza kapattıklarına memnun kabul etmiş. Bir hafta sonra Temel, elinde tabloyla çıkagelmiş. Tuvalin üzerindeki örtüyü hızla çekivermiş. İşte tablonuz ! Fakat o da ne ? Tabloda yatakta iki kişi al takke ver kulak bir vaziyette.
- Bu ne, diye gürlemiş Kübalılar. Bu kadın da kim ?
Kruşçef 'in karısı.
- Peki bu adam kim ?
Kruşçef 'in uşagı.
- Ulan hani Kruşçef nerde ?
Kruşçef Küba 'da !
Adı herifler, Üç kişi geldiler
Üstüme üstüme geldiler
Ya paranı ya namusunu dediler
Beş kuruş verdiysem şerefsizim
Laz otobüs muavini olmus ve yolculuk öncesi kaptan söför Laz muavini arka sinyal lambalarini kontrol etmek için otobüsün arkasina yollamis ve çalisipçalismadigini söylemesini istemis. Bunun üzerine otobüsün arkasina giden Laz muavin oradan bagirmaya baslamis :
-Çalisiyor, bozuldu, çalisiyor, bozuldu...
VAHŞİ BATI !!
-Temel ve Dursun Vahşi batıda her Kızılderili kafası başına 100 $ dolar verildiğini duyarlar ve hemen hazırlıklarını yapar ve Amerika’ya giderler. Günlerce Kızılderili izi sürerler fakat bir türlü bulamazlar. Artık umutları tükenmek üzeredir. Bakarlar olacak gibi değil ertesi gün geri dönmeye karar verirler. Akşam uyurlar. Sabah Temel uyanır uyanmaz etrafına bakar ve Yüzlerce Kızılderili savaşçısı görür. Bunun üzerine usulca Dursun’a sokulur ve:

-Kalk Dursun! Zengin olduk der.

Dört kişilik avcı gurubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar.
Temel: - Yatın yere, tavsan deliği !

Bütün avcılar yere yatarlar. Gercekten bir muddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar karşılarına.
Temel: Yatın yere, tilki deliği!
Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar.

Temel: -Yatın yere, ayı ini !
Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. iyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar.
Temel: - Uşaklar ne çıkacağını bilmiyorum. Ama Yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza ! Ertesi gün gazetelerde manşet:
Dört avcı tren altında can verdi...

- Temel hadi Picassonun sergisine gidelim. Temel:- Yok hocam ben gelmiyorum. Abdürezzak:
- Neden yaw. Picasso dünyanın en iyi ressamıdır. Temel:- Hocam gelirdim ama ben italyanca bilmiyorum

KAYSERİ FIKRALARI

YERDE PARA BULDUM

Bir gün kayseri'lilerle lazlar savaş yapıyorlarmış.Kayserililerin aklına bir fikir gelmiş.Demişlerki;
bu lazların hemen hemen yarısı Temel, diğer yarısıda Dursun'dur .Ve daha sonra savaşın ortasında bağırmaya başlamışlar:
-temel! temel!!!
Lazlardaki temeller kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
Daha sonra kayserililer :
-Dursun! dursun!!!!
Diye bağırmışlar. Dursunlarda kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.Lazlardan çok az kişi kalmış ve onlarında aklına bir fikir gelmiş.Ve:
-Yerde para buldum bu kimin?
diye bağırmışlar. Bütün Kayserililer kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.

MERCİMEK ÇORBASI

Koyden kayseriye gelen koylu sabah kahvaltisi icin bir lokantaya gider.Sabahin erken saatleri oldugu icin oldukca kalabalik olan lokantada yer bulamayan koylu kasiyerin yanin daki kucuk masaya oturur garson gelir mercimek corbasi soy ler fakat bizim koylunun corba gelene kadar koylu bir sepet ekmegi yer corba gelir onuda yer giderken kasada oturan haci ya borcunu sordugunda ekmegin parasini verde corba bizden olsun der.

BİRLİKTEN GÜÇ DOĞAR

Bir İngiliz: holigan;
İki İngiliz: kavga;
Üç İngiliz: savaş;
Bir Fransız: aşık;
İki Fransız: duel;
Üç Fransız: Paris komunası;
Bir Zenci: basketçi;
İki Zenci: basket takımı;
Üç Zenci: güneş tutulması;
Bir Kayserili: satış noktası;
İki Kayserili k:üçük bi pazar;
Üç Kayserili: Hipermarket;

MATEMATİK

Emekli öğretmen yolda giderken, yanına son model bir araba durmuş. İçinden çıkan bir genç:
- Hocam sizi gideceğiniz yere kadar götüüreyim.
Öğretmen genci tanımamış. Genç:
'Benim hocam Hacıbekir, tanımadın mı? Kayseri Lisesinden'
Öğretmen biraz hafızasını yoklayınca genci tanımış.
- Lan oğlum Hacıbekir seni tanıdım ama, bu ne zenginlik, sen fakir bir öğrenciydin.
Hacıbekir anlatır:
-Öyleydim hocam ama, okuldan sonra ticarrete başladım. Kısa zamanda biraz para kazandık.
Bunu duyan öğretmen iyice şaşırır:
- Lan oğlum ticaret hesap işidir. Ben seni matematikten sınıfta bırakmamışmıydım. Sen sanıl ticaret yapıyorsun?
- Valla hocam matematik falan bilmem. (11)'e alıp (4)'e satıyorum. Aradaki %3'le de geçinip gidiyoruz.

SONRA ONU DA YERİZ

Trenle İstanbula yolculuk eden Kayserili tanıştığı arkadaşıyle biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmalı yiyeceklerden arkadaşınada ikram eder. Arkadaşı,
-Sağol benim basurum var ben yemeyeyim deyince ,
Kayserili gayet ılımlı bir tavırla :
-Olsun onuda biraz sonra yeriz demiş

İŞİN FORMÜLÜ

Yahudinin biri,pazara,topal eşeği satmak için götürür,fakat alıcıyı kandırsın diye eşşeğin tırnağına çivi çakar,eşşeğe bir Kayserili müşteri çıkar,kayserili ayakta ki çiviyi görür,içinden 'çiviyi çıkarırım düzelir'diye düşünür,eşşeği alır. yahudi ertesi gün sağda solda övünür. -siz kayserililer akılıyı diye övünürsünnüz çiviyi çaktım anada doğma sakat eşşeği sattım der. duyanlar bunu kayseriliye anlatırlar Kayse rili eli dizine vurur: -tüh yahu,verdiğim para sahte olmasaydı bayağı kazıklanmıştım.

2 KERE 2

Kayseriliye sormuslar 'İki kere iki kac eder?' 'Alcez mi Satcez mi?' demis

ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ

Üçüncü köprü ihalesini Japon, Amerikan ve Kayseri'li Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış. Köprüyü inşaa etmişler tam açılışın yapılıp kurdelanın kesileceği an köprü büyük bir gürültüyle çökmüş. Japon 'gitti tüm emeklerim mahvoldu kumlarım' diye yakarıp harakiri yapmış. Amerikalı 'gitti tüm çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek çıkartmış tabancasını ve intihar etmiş. Tüm bunları izleyen Kayserili müteahhit de derin bir oh çekerek yanındakilere seslenmiş 'lan iyi ki hiç çimento koymamışım ha, mahvolurdum bunlar gibi.'

MÜHENDİS

Karayolları Genel Müdürlüğünün misafiri olarak Türkiye'ye gelen inşaat mühendisi Amerikalı, Kayseri'den geçerken yol çalışması görür ve arabasını durdurur. Fakat yoldaki eşek nereye doğru yol alırsa orası genişletilip yol yapılmaktadır. Hemen bunun niye böyle yapıldığını sorar. Kayserili: 'Bu bizim mehendisimizdir beyim. Eşşek nereye giderse orayı genişletip yol yaparık' diye cevap verir.Katıla katıla gülmeye başlayan Amerikalı mühendis 'Peki eşeği bulamasaydınız ne yapacaktınız' diyince Kayserili yapıştırır cevabı: 'O zaman Amerika'dan mehendis getirtirdik'

ÇİFTÇİ

İki tane çiftçi, biri Adanali, digeri Kayserili... sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle övünecekler...
Kayserili tarlalarinin çoklugundan, isçi yetistirememekten, ürünlerin hersene telef olmasindan bahsedince Adanali atlıyor:
- 'Benim çiftlikte, sabah günes dogmadann biniyoruz arabaya, aksam oluyor, biz hâlâ çiftliğin öteki ucuna yetisemiyo oluyoz, çaresiz geri dönüyoruz'.
Kayserili de hiç bozuntuya vermeden lafı yapistiriyor:
-'Yahu bizim de vardı öyle bir arabamiz ama geçen sene sattik, illet onlarla yolculuk ya...'

TAKSİMETRE

Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor. Kayseri'li musteri bagirmis..
'Durdur su arabayi..'
Sofor panik icinde haykirmis..
'Durduramiyorum!..'
'O zaman taksimetreyi durdur hic degilse' demis, Kayserili.

NAİM HOCA FIKRALARI

CENEZE NAMAZİ

SEVAP


Zamanın Diyanet İşleri Başkanı Ömer Nasuhi Bilmen Hoca Erzurum'a gelmişken okuduğu medreseyi de ziyaret etmek ister ve Şeyhler medresesine gider.O sıralarda da Naim Hoca hem Şeyhler Camiinde müezzinlik yapmaktadır hem de yanındaki medresede talebe okutmaktadır. Uzun ağızlığına cıgarasını takmış, bir ayağını uzatmış, Hocanın verdiği selamı "elesine" almıştır. Gelen başında biraz bekleyince:
-Gurban adın bağışla, der Naim Hoca.
Başında bekleyen:
-Ömer Nasuhi
Naim Hoca'da jeton düşer gibi olur.
-Bülmeni de var mi?
-Evet. Naim Hoca yerinden fırlar ve Ömer Nasuhi Hocanın eline uzanırken:
-Buyurun ceneze namazına, der.

DENİZE GİRMEK


Ula uşah, Remazanda siz denize girersez orucuz bozulmaz. amma deniz size girerse orucuz bozilir. Ona göre...

ELLEM GULLEM

Rahmetli Naim Hoca camide   vaaz verirken ,sırtını duvara ya da direğe dayayıp 
uyuyanlara kızar , sağ işaret parmağını sol dirseğine getirip  şöyle dermiş : 
- Müslüman ahan bele gedayıf dolmalarıni götürirsiz, gelir camide de hır hır 
uyursiz, hele gahın uşah,gahın, ellem gullem etmeyin.
 
 
 


Tamam işte o bankamatik var ya, ona gidir bir kart sohirsan. sonra birgaç numara yazirsan. Eğer daha önce para yatırmışsan maçina hemen istediğin parayı verir. Yoh daha önce para yatirmamişsan maçina sana deyir ki:
-Ula gavat, sen ne parasi yatırdın ki şimdi benden isdirsen?

İşte sevap da buna benzer. Eğer bu dünyada sevap yaparsan, öbür dünyada garşan gelir. Yapmazsan, heç bir şey bekleme...

BENNEN YATIP


Teravih namazı sırasında gürültü yapan ve hocadan evvel veya sonra secdeye varan; caminin mahfel denilen üst kısmındaki kadınları şöyle uyarır Hoca:

-Mahfildeki garılar. Ele tek tek yatıp galhmak yok. Bundan sonra bennen  yatıp, bennen bereber galhacahsız!

DUA

Erzurumspor yenilirse küme düşecek, berabere kalır ya da yenerse ligde kalacaktır. Hoca'dan dua etmesini isterler:
- Hocam bi dua et de takım yensin, heç degilse berabere galsın.
Hoca dua eder. Maçın 90 dakikası berabere biter ama Erzurumspor uzatmalarda bir gol yer ve küme düşer. Taraftarlar:
-Ne biçim dua ettin" diye Hoca'ya çıkışırlar. Hoca:
- Ula uşah ben 90 dekke için dua ettim. Ne bülim gavat uzadacah!.

 

TEYO FIKRALARI

KARA KARGA

AYİ BENİ YEDİ


Teyo Pehlüvana takılmak için yol mu yok?
-Teyo bahasan bu Gargalar niye bele gara?
Teyo Pehlivan'ın cevabı cebinde:
-Güneşe yakın uçduhlari üçün.

BİR DE VAPUR


Birgün gahvede oturiram,telefon çaldi. 
-Pehlivan seni isdiller diye seslendiler. 
 Gahdım bahdım, ariyan bizim Kars Valisi: 
 -Pehlivan Sarıkamış’da denize bir cip düştü! 
 Biz uğraştık ama çıkaramadık. 
Buradakiler de “ bu cipi denizden çıkarsa 
 Hasankale’li Teyo Pehlivan çıkarır. 
“Allahını seversen gel bize yardım et” diye yalvardi. 
Bunun üzerine gahdım bindim ata. 
Gettim Sarigamış’a. 
Atladım denize,  suya bir dumdum, 
cip suyun dibinde. 
Bir goluma cipi tahdım, öteki golumunan da 
gulaç atmaya başladım ve cipi sudan çığartdım. 
Ama gardaş cip bene çok ağır geldi. 
Tikkatli bahdım ne görim. 
Megerse cipe bir de vapur tahılmış. 

TEMMUZ'DA BUZ

Hasankale’de her yıl Temmuz ayında 
Karakucak güreşleri yapılır. 
Teyo’ya güreşçilerden birisi yaklaşarak: 
- Pehlivan senin güreşeceğin adamla 
ben de güreşeceğim. Onu biraz yor, der.  Teyo: 
-Sen merak etme, der ve Teyo rakibi ile güreşe başlar. Ama güreş başlar başlamaz 
 rakibi Teyo’yu kaldırdığı gibi yere vurur. 
Biraz önce Teyo’yu uyaran güreşçi Teyo’ya: 
- Pehlüvan ne oldi, çabu pes etdin. 
- Ne edim oğlum, ayağım buza geldi 
gaydım.

CLAY'IN MÜSLÜMAN OLUŞU

Teyo'nun şöhreti Amerika'ya ulaşıp, gazeteler, televizyonlar hep ondan bahsetmeye başlayınca Clay ona meydan okur. Lafın kısası Teyo ile birlikte ringe çıkarlar.
-Kılay, gara bir cırbağa. Dutiram dutiram yere çaliram. Ele oldu ki, dermansız dizlerime gapandi.
-Pehlüvan ben ettim sen etme, canimi bağışla.
Dedim ki "ya kelmeyi şahadet getirisen ya canın alıram" O sahat müslüman oldi.


Teyo Pehlüvan kahvehanede oturmuş, Zafer Pehlüvanın de kahvede olduğundan habersiz 
böbürlenerek anlatmaktadır. 
 -Ola gardaş birgün dağda gezirem, 
 tamda böyük bir kayanın dibinde
garşıma bir ayi çıhmasın! 
 Ayi benim kibi üç var, ama heç isdifimi bozmadım. 
 Ola Teyo dedim gendi gendime bir ayıdan mi gorhacağsan. 
Başladık ayiyinan güleşmiye.... 
O beni alir yere vurir, sonra ben oni yerden yere vuriram, 
ne ayi pes edir, ne de ben pes diyirem. 
Aradan iki gün geçti, 
hele daha birbirimizin 
sırtını yere deydirmiş deyilih. 
    Herkes işin sonunu merakla beklerken 
Zafer Pehlivan sert bir şekilde çıkışır. 
     -Ola Teyo, sora ne oldu? 
Zaferi gören Teyo lafý dolaştırır, 
ne dediğini, nerede kaldığını unutur ve noktayı koyar: 
-Nevolacah ayi beni yedi!

TEYO KORE'DE

Teyo Kore Harbindedir. Kurşunlar havada vızır vızır ederken: "Hele bahim nevolir?" der ve başını siperden çıkarır. Çıkarır çıkarmaz da bir kurşun kulağının dibinden "vız" diye geçer. Teyo sinirlenir:
-İtoğlitler! Vola demiller atar herifin gözüni kor ederih!

DENK GELMİŞ

Kurtuluş Savaşı yılları.. Doğu cephesi ile telefon görüşmesi birden kesilir. Arıza ekibi Erzurum'dan yola çıkar kontrol ede ede Teyo'nun tarlasına bir gelirler ki yüz elli telefon direği yerde, Teyo hışımla ekin biçiyor.
-Pehlüvan kolay gelsin de.. Direkler?
-Ola oğul cepheye gidecağam dedim ambu tarlayi da biçim ele gidim. Ferğinde degilem demah tırpana denk gelmiş!

İT BALIKLARI

Ağa Emerika'ya Kılay'nan güleşmiye çağırdılar. Haman Keveng'in gölüne bir dumdum Ağdenizden çıhdım. İki gulaçda Cebelitarığı geşdim. Ohyanusda yüzirem bir bahdım arhamdan "hav hav" sesleri... Bir de ne dönim ağa, it balıhlari!

 POKER

İsmet Paşa ile Çörçil poker oynamaktadır. Seyircileri de Teyo Pehlüvan!
    İsmet Paşa elindeki kartlara güvenerek:
-Türkiye, dedi
   Teyo hemen atıldı:
-Paşa neyidirsen... Ya Erzürüm.. Ya          Hasangalasi.. Ya bizim evler!

ERZURUM FIKRALARI

CEFER AĞA

VALİ


Erzurum Belediyesinin kuruluş yıllarında fahri olarak her işe koşuşturan Cafer Ağa'nın bu gayretkeşliğini ödüllendirmek için Ankara'ya gidecek heyete onu da yazmışlar.
Cafer Ağa bu haberden çok memnun olmuş. Öyle ya ekabir-i memleketten olmasa heyete adını yazarlar mı?
Cafer Ağa o akşam eve hergünkünden farklı bir havayla gelince hanımı merak edip sormuş:
-Cefer, o gözel sufatın niye ele töhmüş, mosolun asmışsan, bişeye mi sinirlendin?
-Ben sinirlenmim kim sinirlensin! Bıhdım usandım. Sohahlar mi temizlenecah, gel Cefer Ağa, çölpühler mi payhlanacah, gel Cefer Ağa. Şindi de Engere'de hökümatın işi bozulmuş, gel Cefer Ağa!

CERİYAN


Neriman Hanıma gelen misafir, evin kızını ortalıkta göremeyince sormuştu:
-Ayşe nerede, göremedim?
Ev sahibi hava akımını kastederek:
-Geçen gün sizin evde ceriyana kapılmış, hesde yatir içerde.
Bu söz üzerine misafir hanım öfkeyle:
-Viyh torpah başıma, bizim evde ceriyan ne arir? Sen de bülirsen ki biz kaz lambasi gullanirih!

HURDA NENE


Çeşitli hastalıklar, kazalar geçirmiş, bir gözünü kaybetmiş, romatizmadan beli bükülmüş, parmakları çarpılmış olduğundan mahalleli bu yetmişlik ihtiyara Hurda Nene adını takmıştı. Rahmetli o haliyle bile herkesle şakalamayı, espri yapmayı severdi.

Hastalanmış ,hastaneye kaldırılmıştı. Sabahleyini, nabzını ve ateşini kontrol eden doktor der ki:
-Teyze maşallah çok iyisin. Nabız normal, ateş de yok. Vücut sıcaklığın 37 derece.
-Tohtor beğ oğlum, der Nene, bir türli ıssınamirem. Soyuhdan donirem. sen o otuz yedi dereceyi kırka elliye çıkart. Ücreti mühüm değil.

 


Bir Mülkiye müfettişi doğuya teftişe giderken ihtiyar bir Erzurum'lu köylüye misafir olmuştu. Sohbet sırasında sordu:
-Baba, memlekette kaç vali gördün?
-On, onbeş vali hetirimdedir...
-Peki bunlardan kaçı hizmet etti, kaçından memnunsunuz?
-Allah geni geni rehmet etsin, Mustafa Paşa'dan çoh memnunduh!
-Bu Mustafa Paşa ne hizmetler etti ki onbeş valinin içinde ona rahmet okudun?
-Beg, o vali Erzürüm'e varmadan yoldayken vefat etmişdi. Gerisini sen anna

AYAHLARAN


Küçük evinin bir odasında torunuyla oturan yaşlı kadın, evin diğer müştemilatını kiraya verecekti. Bakmaya gelenlere evini şöyle meth ediyordu:
-Bah ayahlaran burasi bir sofa, anburada iki ufah oda var. Anburada da ayahyoli. Ayahlaran, bah hepsi ağzın içinde....

HELBET


Gürcükapıda sıra sıra müşteri bekleyen faytonlardan birine kibar bir adam yanaşarak faytoncuyan "binebilir miyim" diye sorunca faytoncu:
-Helbetde binebülürsen, dedikten sonra kendi kendine söylenmeye başlar:
-"Vola bu dünyada da ne tevür adamlar var; hem para verir hem de binebülürmiyem diye sorir. Sormiya ne lüzüm, parasıni verdıhdan sonra teyyariya bile binebülürsen!

ELEYSE NİYE DURDUN

Erzurum'lu bir hanım telaşla koşarak belediye otobüsünü durdurmaya uğraşıyor. Halk ıslıklıyor. Şoför acı bir frenle duruyor.
Kadın:
-Gardaş bu otubus İlice'ye gidir mi?
Şoförün canı burnunda, araba dolu, zor durmuş, kızgınlıkla
-Heyir baci, getmez!
Kadın:
-Vış! eleyse niye durdun!

BOY KÖYNEGİ

BU BİR NUTUKDUR


Seks filmleri furyasında Erzurumlu kadınlar çeşme başında konuşuyorlar : 
-Vıışşşş Sinamaci Möhettinin gözi kor ola.. Herif  eve gelir gözleri 
dönmüş.. Vallah sandıhda boy köynegim galmadi !
-He anam he bizimki de ele....”

DALAN GUDİK DIRMANİR


Omuzları tilki kürklü bir hanımefendi Cumhuriyet caddesinde yürürken dadaşım 
yanına gelir: 
- Baci ,baci dalan gudik dırmanir. 
Kadın kendisine laf atıldığını düşünerek: 
-Terbiyesiz, der. 
Dadaşım bozulur : 
- Benene kıtlarsa kıtlasın !   

SUÇUMUZ NE?

Tebrizkapı'da kaldırıma yaslanarak zorla durabilen kamyonu görünce Trafik Polisi hemen yanaştı:
-Hoop hemşerim, burada durmak yasak!
-Aman terpetme gurban olim, frennerim dutmir.
-Senin farların da kırık?
-Mehellenin pijleri...
-Silecekler de yok?!
-Vış, ahan ben de yeni gördüm.
-Ehliyet ruhsat lütfen.
-Vallah rühset yok, ne yalan diyim. Ehliyet de emim de.
-Peki, sana elli lira ceza yazıyorum.
-Gurban olim polis bey, ahan vermesine verah da, suçumuz ne?

İKİ POHLİ YUMURTA

Vali Erzurum'un köylerini ziyarete gidiyor. Bir köyde kendisine bolca yumurta kayganası ikram ediliyor. Vali çok memnun oluyor ve
nezaket icabı şöyle diyor:
-Muhtar ne zahmet etmişsin, bu kayganaya gerek yoktu, ayran yeterdi..
Muhtar:
-Ne zehmeti vali beg, içine tükürim, iki pohli yumurta, ne gıymeti, afiyet olsun...

Pasinlerin kurtuluşunda Belediye Baskanvekili Sabih Pasin  heyecanlı bir nutuk çekiyor :
-Ermeniler saldırdi, ahan bu ot yığınlarına kadar geldiler, biz 

saldıranda da ano çeşmenin yanından kaşdı cannarıni zor gulturdular.
Nutku dinleyen ve o günleri yaşamış yaşlı bir kadın itiraz edip:
-Ola Sebih atma atma.. Sen ne annadirsan, sen o günleri gördün mü ki, diye sorar.
Buna sinirlenen Başkanvekili
- Pohh yeme Behile, bu bir nutuktur! Ne söyler 
söylerem.!

BEDİRA


Radyo yeni icat edilmişti. Köyün birinde evdeki radyoya büyük hoperlörlerden
birini bağlayıp dış duvara asmışlardı. Oradan geçen köylü  çalan müziği
dinlemiş dinlemiş  hayretle:
-İcatta icat gardaş, bedira da gonişir! 

SİTAVUH


Erzurum’lu İstanbul’da gezerken hele bir de ano diskoya gidim demiş. Kapıdaki bekçi: 
-Damsız girilmez,  yasak, deyince: 
-Gardaş benim damım Erzürümün Sitavuh  kövünde.Hoç altına gındıllik tahacah halım yoh!

BENNAM DAĞLARI

Erzurum’un en yüksek dağları  hangisidir,  yazılı sorusuna bir öðrenci  “bennam  dağları“ 
 cevabını yazmıştı. Öðretmen sınıfta çocuğu  kaldırıp sordu : 
-Oğlum nereden çıkardın  Bennam dağlarını?
Erzurumlu  olmayan öğrenci mahcup bir edayla : 
-Öðretmenim, soruyu bilmeyince yanımdakine sordum “BENNAM“ diye cevap verdi. 

DALIMIZ GIZSIN

YOLÇİ


Erzurumlu cehennemi boylamıştır ama şikayetçi değildir. Hatta memnundur. Kapıyı sık sık açan ve açık bırakanlara rica eder:
-Aman, nevolur kapıyi mökkem örtün de bir dalımız gızsın.

VIŞŞŞ SENE NE


Trafik lambaları şehre yeni konulmuş.Trafik polisi kırmızı ışıkta geçen teyzeyi durdurur:
-Teyze teyze dur nereye gidiyorsun?
Vışşşş devamsız, sene ne? Eltimgile gidirem, erimin de heberi var!

FARZET Kİ

Erzurum’da   birisi  tanıdık bir köylü dostuna misafirliğe gider. Ev
sahibi izzet ikramda bulunur. Yemekten sonra misafirin önüne bir kalbur yer
elması getirir. Bu kadar çok ikramdan mahcup olan misafir :
-Ağa ne zehmet ettin, bunlara ne lüzum vardi, deyince, köylü:
- Ne zehmeti efendi farzet ki müsürlüge töhmüşem öküzler yiyir ! 

NE TİLKİSİ

Tebrizkapı civarında bir camide müezzinlik yapan Emin Hafiz, darlandıkça uydurduğu firkete ile yardım kasasından kağıt paraları aşırmaktadır.
İmam Efendi, kasadan sürekli bozuk para çıkmasına bir anlam veremez ve işi kolaçan ettiğinde durumu anlar. Münasip bir lisanla bunu Emin Hafiz'e söyler:
-Hafiz, diyirem ecep bu kasaynan bir tilki mi oynir?
Tilkiliği kendine yediremeyen Emin Hafiz, elini yumruk yapıp göğsüne vura vura:
-Ne tilkisi Hocam, bu aslan bu aslan!


Saf bir Erzurum'lu şehirlerarası otobüs yolculuğu yaparken mola yerinde otobüsünü şaşırmıştı. Anonsu duyunca kalkmakta olan otobüsten içeri dalıp seslendi:
-Dadaşlar hele bir bahın ben bu otobusun yolçusu miyam?

İT GIRHİRAM


Eskiden İstanbul'dan Erzurum'a Trabzon üzeri vapurla gelinirdi. Trabzon'dan otobüse binene yolcular Aşkale'de araba bozulduğu için uzun bir beklemeye girmişlerdi. İstanbullu bir yolcu fırsattan istifade berbere girmiş traş oluyordu. Bu arada biri kafasını dükkana uzatıp:
-Yusuf emi neyidirsen?
-Neyidim oğul, ahşama geddin it gırhiram!

SAKO

Bir kış gecesi Emin Hafizin kayınbiraderi çocuklarıyla gezmeye gelir. Gece uzundur, ikram izzet gerekir ama evde hiç bir şey yok! Emin Hafiz, karısına "sen misafirlerle ilgilen" der, hemen asılı olan kaynının "sako"sunu aldığı gibi en yakın kahvede onbeş liraya okutur. Et, meyve, çerez ne lazımsa alır gelir. Karısı da sevinçle pişirir, ikram eder. Yer içerler. Geç vakitte kalkmak isterler.Kayınbirader seslenir:
-Baci hele sakomi getir biz gahah.
Kadın arar ama sakoyu bulamayınca:
-Ağabegi senin sakon var miydi?
-Eşşeggızi, zehmeri güni caket gatına mi geldi, der.
Birden herkesin jetonu düşer ve hep birden Emin Hafiz'e bakarlar. Emin Hafiz istifini bozmadan:
-Gavatın oğli dolmalari üçer üçer yudanda eydi hemi!